Author - admin

Cilt Kuruluğu

Yaş ilerledikçe cilt, yağını ve nemini kaybeder. Kuru cilt yapısına sahip kişilerde cilt kuruluğu adı verilen cilt problemine yaygın bir biçimde rastlanmaktadır. Cilt kuruluğu probleminiz varsa ilk önce bir cilt hastalıkları uzmanına muayene olmanız ve nemlendirici cilt bakım kremleri losyonları kullanmanız önerilir.   Eğer hafif bir cilt kuruluğu varsa nemlendirici losyonlar yeterli olacaktır. Özellikle her banyo sonrası bir vücut losyonu ve  vücut yağının mutlaka kullanılması gerekmektedir. Duş esnasında da cildi kurutmayan, ph değeri vücudun ph değerine yakın olan yıkama jelleri ile temizlenmeleri uygun olacaktır. Ergenlik çağında sivilcelenmeler başladığı için kol ve bacaklarda istenilen nemlendiriciye kullanabilirler. Ancak yüz çevresinde kuruluk hissediyorlarsa, yağ içermeyen, sivilce yapmayan, üzerinde “gözenekleri tıkamaz” ibaresi olan nemlendiricileri tercih etmelidirler. Bu sayede sivilcelerin tekrar çıkmasını engellemiş olacaklardır. Ayrıca çay ağacı yağını da deneyebilirsiniz. Nemlendirici etkisinin yanı sıra, çay ağacı yağının antiseptik özelliği de vardır. Cildinizde zarar görmüş yerlere uygulayabilirsiniz.

Çocuklarda Besin Alerjileri

Besin alerjisi, besin proteinlerine karşı immunolojik mekanizmalarla oluşan zararlı besin reaksiyonlarıdır. Yöresel özellik gösterirler. Toplumumuzda oldukça sık görülmekte olup , gerçek prevelans süt çocuklarında %2-8, yetişkinlerde %3-4 oranlarındadır. Yenidoğan döneminden itibaren her yaşta ortaya çıkabilir. Yumurta akı, inek sütü alerjisi 1 yaşından önce belirti verirken, balık, et, kabuklu deniz ürünleri, bakliyat (buğday, nohut, mercimek, bezelye) ve yer fıstığı, fındık, ceviz gibi kuru yemişlere bağlı allerjiler daha geç yaşlarda başlayabilir. Besin allerjileri vücutta değişik organ sistemlerini etkileyebilir. Deride kaşıntı, kızarıklık, dudak ve göz kapaklarında şişme, hapşırma, burun akıntısı ve ya tıkanıklığı, boğazda yanma, kaşıntı, kuru öksürük ve ya nefes darlığı, hırıltı, hışıltılı solunum, bulantı, kusma, karın ağrısı, kanlı ishal, çarpıntı, tansiyon düşmesi, baş dönmesi, bayılma gibi etkiler yapabilir. Geç başlangıçlı kronik bir besin alerjisi de çölyak hastalığıdır. Buğday proteinine karşı gelişen bir protein enteropatisidir. Besin allerjisi tanısı için çocuğun şüpheli besinle karşılaşmasının ardından mutlaka yakınmaların ortaya çıkması gerekir. Böyle durumlarda deri testinde pozitif reaksiyon ve/ ve ya kanda şüpheli besine karşı oluşan maddelerin saptanması ile besin allerjisi tanısı kesinleştirilebilir. Yakınmaların kesin olmadığı durumlarda, doktor kontrolü altında şüpheli besinle karşılaştırma testi (Besin Provokasyon Testi) yapılır. Bu testte, besin az miktarda başlanarak artan dozlarda çocuğa yedirilir ve yakınmaların ortaya çıkıp çıkmadığı saptanır. Tedavide; tolerans değerlendirilmesi yapılır.Çocuklarda sorumlu besinin diyetten çıkarılmasından sonra, zamanla tolerans gelişmesi sıktır. Besinin cinsine, reaksiyonun şekline ve şiddetine göre birkaç yıllık aralıklarla besin provokasyon testleri tekrarlanarak hasta değerlendirilir. Bebeklerdeki süt alerjisinin %50-60’ ı 1 yaşında , %70-75’ i 2 yaşında, %85’i 3 yaşında geçer. Yumurta alerjisinin %55’i ise 6 yaşında düzelir. Fındık, fıstık, balık ve kabuklu deniz ürünlerinde allerji yaşam boyu sürer fakat sık olmasa da %10-20 oranlarında geçebilir. Sonuç olarak çocuklarda besin alerjisi sıklığı son yıllarda değişen yaşam tarzı ile birlikte artmaktadır. Gelişen ve sanayileşen ülkelerde geleneksel beslenme alışkanlıklarından uzaklaşıldığı ve bu değişimin allerjik hastalıklarda ki artışla ilişkili olduğu düşünülmektedir.   Uzm.Dr. NURTEN DEMİREL Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Nöral Terapi

Nöralterapi lokal anestezik madde kullanılarak yapılan regülasyon yani düzenleme tedavisidir. Nöralterapi bölgesel bir enjeksiyon tedavisi yöntemidir. Günümüzde özellikle ağrı tedavisinde birçok enjeksiyon yöntemleri kullanılmaktadır. Nöral terapinin diğer tekniklerden en önemli farkı, uygulamada lokal anestezik maddelerin kullanılmalarıdır. Nöralterapide kesinlikle steroidli (kortizonlu) ilaçlar kullanılmaz. Vücudumuzun tüm parçaları organları hatta hücreleri birbirinden haberdar olarak ve uyum içinde hareket ederek çalışır. Bedenimizin kendini onarabilme, yenileyebilme ve dışardan gelen zararlı uyarılara karşı kendini koruyabilme yetenekleri vardır. Bedenimiz, tüm bu fonksiyonlarını ve bilgi aktarımlarını “Vegetatif(otonom) Sinir Sistemi (VSS) üzerinden gerçekleştirmektedir. . Aynı zamanda vücudun onarım sistemlerini uyararak, bedenin kendi kendisini tedavi etme yeteneğini harekete geçirir. Nöralterapi tedavileri vücudun kendi kendini düzeltmesi üzerine kurulu bir yöntemdir Yapılan lokal anestezik enjeksiyonları direk sinirler içine değil, sinirlerin en yoğun bulunduğu cilt altı bölgelerine yapılmaktadır. Cilt altındaki bu sinirler aracılığı ile ilgili organlara kadar uyarı gönderilebilmektedir. Bu nedenle yan etkisi yok denecek kadar azdır. Organlarda oluşan dengesizlik, bozukluk veya hastalık bu pozitif uyarılarla tedavi edilebilmektedir. Böylece zararlı kimyasal ilaçlar ve cerrahi uygulanmadan yoğun antibiyotik kullanımı sonrası bozulan vücudun iç dengesini sağlanmakta, hücreler üzerindeki olumsuz etki kaldırılmakta ve hücrelerin normal çalışması sağlanabilmektedir. Almanya’da 1940 yılında bulunan ve Avrupa’da yaygın bir şekilde uygulanmaktadır.Nöralterapi sadece hekimler ve diş hekimleri tarafından uygulanmalıdır. Nöralterapi sadece bir tedavi yöntemi değil aynı zamanda bir koruyucu hekimlik yöntemidir. Çünkü basit bir ağrıdan, grip gibi viral bir hastalıktan allerjiye kadar tüm hastalıkların temel patolojisi aynıdır. Hasta olan tüm doku ya da bedenlerde perfüzyon, lenfatik drenaj ve innervasyon bozuktur. Nöralterapi bu sistemlerin regülasyonu ile hem hastalıklarla mücadelede hem de sağlıklı halin korunmasında (koruyucu hekimlikte) çok etkin kullanılan bir yöntemdir.Yani kişi kendinde hastalık olmadan önce mevcut sağlıklı durumunu korumak için Nöralterapi uygulatmalıdır. NT kimlere uygulanır? Nöral terapi çocuk ve yaşlılar dahil olmak üzere her yaşta hastaya uygulanabilir. Tansiyon, şeker, kalp vb. hastalıklar ve hastanın kullandığı ilaçlar tedaviye engel değildir. Anti-koagülan grubundan kan sulandırıcı ilaç kullananlarda bazı uygulamalarda dikkatli davranılmalıdır. Sadece myastenia graves kas hastalarında nöral terapi uygulanmaz.Tiroid hastalıkları tedavisi nedeni ile atom tedavisi olan hastalara 6 ay süresince uygulanmamalıdır Nöralterapi kullanım alanları ? Nöralterapi hemen hemen her hastalıkta kullanılabilen bir tedavi metodudur. Özellikle klasik tıbbın yetersiz kaldığı uzun süreli, geçmeyen ağrılarda çok etkindir. Hormonal bozukluklarda, sistemik bazı hastalıklarda etkili olur.
Fibromyalji (yaygın kas ağrıları), devamlı yorgunluk hissi ve halsizlik tedavisi

Boyun ve bel ağrıları gibi kas kökenli ağrıların tedavisi

Sırt ağrıları

Tenisçi dirseği, golfçü dirseği

Bel ve boyun fıtıklarında ağrının giderilmesi

Eklem hastalıkları (diz,omuz,dirsek,kalça gibi eklemlerinin geçmeyen veya operasyon sonrası geçmeyen direçli ağrılarında)

Bacaklarda şişlik,yanmanın da olduğu dolaşım bozukluklarında

Huzursuz bacak sendromu

Bacaklardaki kramplar

Migren ve baş ağrılarının tedavisi (klasik yöntemlere cevap vermeyen ağrılarda)

Sinir basısına bağlı oluşan ağrıların tedavisi

Romatizmal hastalıkların tedavilerini destekleme tedavileri

Allerjik astım ve allerjik rinit gibi allerjik kökenli hastalıkların tedavisi (bağışıklık sistemindeki denge bozukluğu, bağışıklığı destekleme)

Kronik tonsillit (geçmeyen boğaz iltihabı) tedavisi

Kronik sinüzit tedavisi

Kronik kabızlık tedavisi

Bağırsak hastalıklarını tedavisi (irrtabl kolon sendromu, ülseratif kolit ve crohn)

Yüz felci tedavisi

Trigeminal nevralji tedavisi

Spor yaralanmaları tedavisi

Vücudun toksinlerden arındırılması

Anti-aging (yaşlanmanın önlenmesi)

Herhangi bir cerrahi girişim sonrası , cerrahi bölge veya cerrahi bölgeden bağımsız başlayan ağrılarda

Amalgam dolguların değişimleri sonrasında oluşan baş, boyun ağrısı ve halsizlik gelişmesi durumlarında

. Nöralterapinin Yan Etkisi var mıdır? Uzun yıllardır batıda uygulanan nöralterapinin bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.İlaç alerjisi olanlarda önce basit bir test ile uygulamanın yapılıp yapılamayacağına karar verilebilir. Nöral terapi nasıl uygulanır Nöral terapi hastalıkların çözümü için bir yaklaşım sunmakla birlikte uygulamasında iğneler olabilir. Cilde yapılan iğneler yanı sıra vücuttaki tüm yara ve ameliyat izlerine ,aşı izlerine uygulama yapılmaktadır.Ağız içi uygulamalar da yapılmaktadır. Amaç otonom sinir sisteminde olumlu uyarımı oluşturmaktır. Bu nedenle çoğunlukla cilde yapılan küçük iğneler yeterli olmaktadır. Nöralterapi sadece bir iğne tedavisi olarak algılanmamalıdır. Ayrıca ciddi iğne fobisi olanlara dahi rahatlıkla uygulanabilir.Kullanılan iğneler oldukça ince İğnelerdir.İki uygulama arasında en az 3 gün olmalıdır.Tedavideki seans sayısı hastanın kliniği ile ilişkilidir ama ortalama 3- 6 seansta hastanın kliniğinde belirgin olumluluklar gözlenir. Uz.Dr. Berna ORHAN Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı