Romatoloji Testi

Romatoloji Nedir?

Romatoloji, iç hastalıkları ve pediatrinin alt dallarından olan bir tıp bölümüdür. Kemik, kas, eklem ve kan damarlarında hasar yaratan otoimmün ya da inflamasyon sonucu ortaya çıkmış hastalıklarla ilgilenir. Hastalığın nedeni, belirtileri, sonuçları, teşhisi ve tedavisi gibi hastalığa dair bütün detayların öğrenilmesi hedeflenir.

Vücutta istemli hareketleri gerçekleştirmede rol alan kemik ve eklemler, aynı zamanda hayati organları korur ve vücudu destekler. Canlılık için oldukça önemli görevlere sahip kas ve iskelet sisteminde meydana gelen herhangi bir hastalık, kişinin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir.

Kas ve iskelet sisteminin elemanlarında görülen hareket kısıtlanması, şişlik ya da şekil bozuklukları romatizma ana başlığı altında toplanmıştır. Romatizmal hastalıkların tanı, teşhis ve tedavi aşamalarında uzmanlaşmış doktorlar romatolog olarak adlandırılır.

Romatizma ve romatizmal hastalıklar yalnızca iskelet ve kas sistemini değil vücudun diğer pek çok yapısını da etkiler. Gözler, iç organlar, cilt, sinir sistemi, sindirim sistemi gibi vücuttaki başka sistemlerde istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir.

Romatolojik hastalıkların geniş etki alanı yüzünden, tedavi esnasında başka tıp dallarından da yardım alınmasını gerektirir. Fizik tedavi, ortopedi, nöroloji, endokrinoloji gibi tıp bilimi dalları, romatizmal hastalıkların tedavisinde çok yönlü bir çalışma yapılmasına yardımcı olur.

Romatolojinin ilgilendiği hastalıklar, romatoloji testleri ile kolayca tanımlanabilir. Özel Viromed Laboratuvarlarında uzman romatologlar tarafından uygulanan romatoloji testleri, kesin ve doğru tanı konmasına yardımcı olmaktadır.

Romatoloji Testleri Nasıl Yapılır?

Romatoloji testleri, pek çok romatizmal hastalığın tedavisinde önemli yer tutar. Romatizma ve romatizma kaynaklı hastalıklar için romatoloji testleri uygulanır. Hastalık türüne ve kullanılacak yönteme göre farklı testlere başvurulabilir.

ANA Testi

Vücudun bağışıklık sistemi, kendi bünyesinde yerleşmiş hücrelere yönelik antikorlarla bu hücreleri yok etmeyi çabalar. Anti-nükleer antikorlar, kısaca ANA, hücre çekirdeğinde yer alan yapılara karşı oluşturulmuş antikorlardır.

ANA testi, antinükleer antikorların üremesini kontrol etmek amacıyla uygulanır. Sistemik ya da organa özgü gelişmiş otoimmün hastalıkların tanısında, sıkça bu test tercih edilir. Özellikle sistemik lupus eritematozus (SLE) hastalığının tespitinde önemli bir yere sahiptir.

Hastanın damarından alınan kan örneği, ANA testinde kullanılır. Kan verirken aç olmak ya da özel herhangi bir koşul aranmaz. ELİSA ve İFA yöntemleriyle uygulanan ANA testi, mikrobiyoloji uzmanları tarafından değerlendirilir.

Otoimmün özellikteki romatizmal hastalıklarda ANA testi sonucu çoğunlukla pozitiftir; ancak bu durum hastalık tanısı koymakta tek başına yeterli değildir. Klinik bulgular ve test sonuçları birlikte incelenerek hastalık hakkında daha kesin bilgiler elde edilebilir.

ANCA Testi

ANCA (Anti-Neutrophil Cytoplasmic Antibodies), nötrofil ve monositlerin antijenlerine karşı vücudun oluşturduğu antikorlardır.ANCA testi, bu antijenlerin üreyip üremediğini saptamakta kullanılır. Bazı otoimmün hastalıkların tanısında oldukça etkili görülen yöntemler arasındadır.

Kan örneği yardımıyla uygulanan ANCA testi, gelişmiş bir kan tahlilidir. ELİSA ve İFA, ANCA testinde sıkça başvurulan yöntemlerdir. Vücuttaki kan damarları zarar görmeden uygulanacak test, hastalığın daha geniş bir bölgeyi etkisi altına almasını engeller.

PPD Testi

PPD testi, kişinin daha önceden tüberküloz (verem) mikrobuyla karşılaşıp karşılaşmadığını tespit etmek amacıyla yapılan bir testtir. Romatizmal hastalıkları tedavi ederken yardım alınabilecek ilaçlar, tüberküloz mikrobunun vücutta aktif hale gelmesine yol açabilir. Test yapılırken izlenecek birkaç aşama vardır.

Test uygulanacak kişiye kolundan bir aparatla PPD maddesi verilir. Daha sonra maddenin verildiği kolda 3 gün içerisinde herhangi bir şişlik oluşup oluşmadığı takip edilir. Şişlik 5 mm’den büyükse test sonucu pozitif şeklinde yorumlanır.

Özel Viromed Laboratuvarlarında uygulanan her tür romatoloji testi, romatizmal hastalıkların tanı ve tedavi sürecini kısaltır. Böylece hastaların daha kısa sürede normal hayatlarına dönmesi sağlanır.

Romatoloji Testini Etkileyen Faktörler

Diğer birçok laboratuvar testi gibi romatoloji testleri de kişilerin sağlığına kavuşmalarında oldukça büyük bir pay sahibidir. Test sonuçlarında etki gösterebilecek faktörler, laboratuvar yetkilileri tarafından engellenmeli, testlerin hata olasılığı en aza indirgenmelidir.

Hastanın Durumu

Her testin merkezinde, test uygulanan hasta yer alır. Bu nedenle romatoloji testleri uygulanmadan önce hastanın sağlık durumunu etkileyebilecek her bilgi doktora iletilmelidir. Hastanın yaşı, cinsiyeti, kilosu, boyu, hastalığı olup olmadığı gibi hastaya ait kişisel bilgiler; eksiksiz ve doğru bir şekilde kayda alınmalıdır. Böylece test sonrasında ortaya çıkabilecek karışıklıklar önlenmiş olur.

İlaç Kullanımı

İlaçlar, vücudumuzda kimyasal birtakım tepkimelere yol açarak fizyolojik dengemizde beklenmedik değişiklikler yaratabilir. Birçok ilaç hücresel mekanizmalarda farklılıklar doğurur. Bu nedenle romatoloji testi uygulamasından önce hastaya herhangi bir ilaç kullanıp kullanmadığı mutlaka sorulmalıdır. Kullanılan bir ilaç bulunuyorsa, doktor tavsiyesi izlenerek ilaç alımı kesilebilir ya da aynı şekilde ilaç kullanımına devam edilebilir.

Laboratuvar Koşulları

Romatoloji testinin uygulanıp değerlendirileceği laboratuvarın mevcut durumu, test sonuçlarında önem arz eden konular arasındadır. Laboratuvarın hijyenik olmasına dikkat edilmeli, test esnasında kullanılacak bütün ekipmanlar sağlanmalı ve test sonuçları uzman romatologlar tarafından incelenmelidir. Bu koşullara uyan testler, güvenilir sonuçlar elde edilmesinde rol oynar.

Örneğin Saflığı

Romatoloji testinde kullanılacak örneğin ne durumda olduğu, test sonucunun değişmesine sebep olabilir. Örnek alındıktan laboratuvara teslim edilene kadar geçen sürede örneğin mikroorganizmalarla kontamine olmaması, yapısının bozulmaması ve içeriğinde farklılık görünmemesi gereklidir. Herhangi bir sebepten dolayı açıkta kalan, bozulan ya da yapısı zarar gören örnekler; olağan dışı test sonuçlarıyla bizleri karşı karşıya getirebilir.

Bu ve bunların dışındaki faktörlerden etkilenen romatoloji testi, doğru bir sonuç veremez. Doğru sonuçlanmayan test, hem hastanın hem doktorun zaman kaybı, maliyet ve tekrar bir test süreci gereksinimine yol açar. Özel Viromed Laboratuvarlarında her tür etkenden uzak tutulan romatoloji örnekleri, birçok açıdan hastalıkların teşhisinde faydalıdır.

Romatoloji Testlerinde İncelenen Hastalıklar Nelerdir?

Romatoloji testleri, birbirinden farklı pek çok hastalığın tanı sürecinde başvurulan yöntemler arasında yer alır. İskelet ve kas sisteminde ortaya çıkan hastalıkların çoğunda romatoloji testleri oldukça işe yarar.

Romatoid Artrit

Bağışıklık sistemi elemanlarının vücudun kendi eklemlerine saldırması sonucu gelişen otoimmün hastalık romatoid artrit şeklinde adlandırılır. Kronik bir inflamatuar hastalık olan romatoid artrit, eklemlerde şişme, ağrı ve sertliğe sebep olabilir. Hastalıktan yoğun olarak el, ayak ve bilekler etkilenir.

Yapılan araştırma ve gözlemlere göre en çok kadınlar ve orta yaşlı kişilerde romatoid artrit oluşur. Ancak farklı yaş gruplarında da hastalığın görülmesi olasıdır. Bunun yanı sıra aile üyelerinden birinde romatoid artrit geçmişi olan kişide, hastalığa genetik bir yatkınlık meydana gelir.

Eklemlerde hassasiyet ve ağrı, hastalığın ilk ve en yaygın belirtileridir. Sabah ağrıları, eklem sertliği, eklemlerde şekil bozuklukları, iştahsızlık ve cilt altında bulunan yumrular; hastaların diğer şikayetlerindendir.

Antibiyotik, ağrı kesici gibi ilaç tedavisi ve ek olarak uygulanan fizik tedavi, romatoid artrit için tavsiye edilen iyileşme yöntemidir. Eğer hastanın eklemlerinde ciddi şekil bozuklukları mevcutsa cerrahi müdahaleye başvurulabilir.

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE)

Sistemik lupus eritematozus, kronik seyirli bir otoimmün hastalıktır. Bağışıklık sisteminin yabancı mikroorganizmalarla birlikte kendi hücrelerine yönelik de antikor üretmesi, hastalığın sebebidir. Deri, eklemler, kan, böbrek ve merkezi sinir sistemi gibi vücut için önemli pek çok yapı SLE hastalığından etkilenir.

Genellikle ergenlikten sonra ortaya çıkan SLE, en sık doğurganlık çağındaki kadınlarda gözlenir. Deri döküntüleri, ışığa duyarlılık, ağız içi ülserler hastalarda görülebilen belirtilerdir. SLE’nin karakteristik bir diğer belirtisi ve sonucu ise burun ve yanaklarda oluşan kırmızı renkli, tipik kelebek şeklidir.

SLE’ye karşın gelişmiş tam bir tedavi yoktur; ancak etkilediği doku ve organlardaki sorunlar minimuma indirgenebilir. İlaç tedavisi, SLE hastalığının kontrol altına alınmasında en çok tercih edilen yöntemdir.

Sjögren Sendromu

Ekzokrin salgı bezlerinin lenfosit isimli beyaz kan hücreleri tarafından işgali ve salgılarının önlenmesi durumu sjögren sendromu olarak tanımlanır. Ağızda, gözde ve vajinada kurulukla karakterize hastalık; vücudun diğer bölgelerini de etkisi altına alabilir.

Sjögren sendromu hastalarında birçok belirti ortaya çıkar. Kuru ağız, kuru gözler, şişmiş tükürük bezleri, diş çürükleri, ağız içinde mantar, yorgunluk gibi kişinin günlük hayatında aktifliğini bozacak durumlar gözlenir. En çok 40 – 50 yaş arası kişilerde ve kadınlarda rastlanır.

Birçok sjögren sendromu hastasında hastalık yavaş ve hafif seyreder. Bazı hastalarda sessiz bir klinik boyut varken, bazılarında ağır ve oldukça yayılmış bir hastalık süreci izlenir. Erken tanı ve tedavi, oluşabilecek ciddi hasarların önlenmesinde etkilidir.

Sjögren sendromunun kesin bir tedavisi yoktur. İlaç tedavileri ve egzersizler, hastalığın meydana getirdiği olumsuz sonuçları mümkün olduğunca hafifletir ve kişinin yaşam kalitesini artırır.